Aşık olduğunu mu zannediyorsun?

Posted in Mana on Eylül 29, 2009 by ferguner

Maşukundan gelen cefalara razı olmayan aşığın “seviyorum” kelimesi,

Münafığın ağzından çıkan “iman ettim” kelimesinden farkı ne?

Testide ne varsa dışına da o sızarmış…

Posted in Mana on Eylül 23, 2009 by ferguner

Neden testinin şekliyle bu kadar ilgilisin?

Testiyi bırak dostum, içindeki suyu ara…

Aşk ne demek?

Posted in Mana on Nisan 23, 2009 by ferguner

Aşk nedir diye bir arkadaşıma sordum. Gerçekten nedir bunca insanı bu kadar karmaşık duygulara hepseden?
Bana şu cevabı verdi: eğer tanımlanabilecek birşey olsaydı bu zamana kadar tanımlanırdı, eğer formülü denklemi olsa herkes çözerdi. Soruya cevap olmasa da gerçekten de benim açımdan tatmin edici bir cevaptı bu. Peki aşk ne demek?

Bu işi sözlüklere bırakırsak aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, şiddetli sevme manasına gelen arapça kökenli bir kelime olduğunu söylüyorlar bize. Biz aşkın etimolojik durumunu bir kenara bırakalım, bizdeki izlerine bakalım.

*      *      *

Yanıyorum. Seni her gördüğüm zaman. Yüzümde birden tebessüm beliriyor. Güzelliğin ve zerafetin öyle göz kamaştırıcı ki…
İşte bak üç nokta. Anlatamıyor, ifade edemiyorum içimde kopanları. Keşke ben sen olsam, sen de ben. Tutsam, sarılsam sımsıkı… Gördüğün gibi yine ifade edemiyorum. Sağa bakıyor seni görüyor, sola bakıyor seni görüyorum. Allah’ım ne oluyor, bu ne hal böyle? Ziynetlerini takınmış, fevkalade kokularla başımı döndürüyorsun.

*      *      *

Yanıyorum. Her gördüğüm zaman yürek denen et parçasının sol yanına doğru, yani tam sol ciğerimin ortasından, sol gögüsümden, tüm vücuduma doğru yayılan bir ürperti tutuyor. Hani su damlası göle düştüğünde hale şeklinde etrafa yayılır. İşte öyle birşey. Tam sol gögüsüme düşüp etrafa yayılıyor. Hemen ardından da o nokta etrafında bir yangın, bir dalgalanma oluyor sanki… Gördüğün gibi yine kelimeler kifayetsiz.

*      *      *

Yanıyorum. Seni öyle düşündüğüm zamanlar oluyor ki kendimi yerden yere atasım geliyor. Taklalar atasım, yuvarlanasım, haykırasım geliyor. Bir yere çıkıp ‘yangın var’ diye bağırasım, kendimi oracıktan aşağıya bırakasım geliyor.

*      *      *

Yıkılıyorum. Seni her üzdüğüm zaman.
Her ne kadar senin yumuşak başlı olduğunu bilsem de. Beni süt dökmüş vaziyette görünce dayanamayacağını bilsem de yıkılıyorum. Tüm dünyam yıkılıyor. Yüzüne bakamaz, kapına giremez oluyorum. Ne yapacağımı şaşırıyor, Kendimi toparlayamıyorum. Boynum bükülüyor, ne diyeceğimi bilemiyorum. Üzülmene dayanamıyorum.

Evet ey güzeller güzeli, üzülmene dayanamıyorum, eriyorum…

*      *      *

Aşık mıyım peki ben? Buna aşk mı denir? Ben hala aşkın ne olduğunu bilmiyorum. Zira gerçek aşkın olduğu yerde ne kin, ne nefret, ne öfke, ne hikmet, ne hilm, ne nefis, ne de şehvet kalır.

YIKILIŞ

Posted in Mana on Şubat 2, 2009 by ferguner

Yıkılıyorum…
Sad pare olmuş ruhum,
Nefsimin zindanlarında haykırıyor,
Kendini duvarlara çarpıyor ve sonra bitap, teslim ediyor…

Hapsoldum buraya…
Günden güne eriyorum, sürem doluyor, çıkamıyorum.
Yine haykırıyorum, acılar içinde kıvranarak…
Bu zindanın duvarları, eşyaları, havası dahi tüm parelerime siret etmiş,
Kurtaramıyorum kendimi…

Uzun süredir bu zindandayım, burası zemheri, burası ateş, burası firak…
Ne zaman pencereye uzanıp bakmaya çalışsam
o duvardan bu duvara çarpıyor beni, yine sad pare ediyor.
Ve ben yine yıkılıyorum…

Ne yapayım söyle bana?
Pencere yüksek, ona ulaşmak için nefsimi aşmam, onu tırmanmam gerek.
Ne zaman ona basıp yükselmeye çalışsam,
beni yine aşağıya, zindana düşürüyor.

Ve ben zindandan o pencereden süzen ışığa bakıyorum,
gözlerim yaşla doluyor…

Ey sana “Sevgili” bile demeye seni layık göremediğim!
Sen benim gibi bir hakirin mi sevgilisi olacaksın!

Ama ne olur bırakma beni böylece!
Ne olur pencerenin önünden gitme.
O kokunu, ışıltını, sesini duyayım.
Bu zindanın içini nurunla aydınlat!
Eğer sen bırakıp gidersen beni
zannederim ki bu karanlık, belalı ve zulümlü zindanlarda
duyulmayan çığlıklarla kaybolup, yitip gideceğim.

Ne olur beni affet, affet…

İnsan nedir ki?

Posted in Mana on Kasım 1, 2008 by ferguner

İnsan…
Sanki bir tas. Daldırıyor kendisini okyanusa pervasızca, en fazla hacmi kadar alabiliyor…

İnsan…
Sanki bir göl. Kimisi lut gibi, kimisi tuz gölü.

İnsan…
Sanki bir yemek. Malzemesi eksik kalsa yemek olmaz, usülüne göre yapmazsan yenmez.

İnsan…
Sanki bir uçurum. Dibini göremezsin, köprüsüz geçemezsin.

İnsan…
Sanki bir deli fişek. Nereye isabet edeceğini, ne yapacağını bilmeden…

İnsan…
Sanki bir gül. Ne kadar sağı solu budansa da azimle gül verir, herşeye rağmen.

Sanki bir gül! Goncayken başka, solarken başka, kokarken başka güzel…

Ve insan sanki bir gül,
Ucu bucağı belli olmayan derya misali.
Sanki bir gül evet.
La dese keşke O’ndan gayrısına,
Ah keşke LA diyebilse…
Tecelligah-ı Rahmani olabilse…

3-5 satır _ 21/08/08

Posted in 10011101011, Mana on Ağustos 20, 2008 by ferguner

#DEFINE Time important;

IF (Time is Money) { Money is important;}

IF (Time is Career) {Career is important;}

IF (Time is Love) {Love is important;}

IF (Time is Pray) {Pray is important;}

WHILE(Time is important)

{

SHL your_treasure;

}

Farkli Bir Bakis

Posted in Mana, Uncategorized on Temmuz 8, 2008 by ferguner

Kopek kovaladiginda yardimi ondan ummak…

Canin yandiginda ona siginmak,
Sutu doktugunde boynunu bukup tekrar sut istemek…

Neden cigere ulasamadigim degil,
Neden ulastirilmadigimi anlamaya calismak.

O dururken cigerciden neden isteyeyim, Ya Rahim, Ya Hadi, Ya Vekil!
Suphesiz sen hesapsiz riziklandiransin.

Ya Rab, bizleri sutten ayirma!

Ya Rab, bizleri gozu ciger burumusler zumresine katma…

Şöyle bir baktım…

Posted in Mana, Yarın on Nisan 24, 2008 by ferguner

Yoktum, hiçtim, sen var ettin…

Artık ellere, gözlere, kulaklara, buruna ve diğer tüm azalara sahibim.

Bununla yetinmedin bana içinde yaşayacak güzel bir aile verdin.

Bununla yetinmedin karnımı doyuracak güzel nimetler verdin.

Bununla yetinmedin başımı sokacak sıcak bir yuva verdin.

Bununla yetinmedin …

Bununla yetinmedin bana islamı gösterdin.

Bununla yetinmedin bana iman verdin.

Bununla yetinmedin bana güç, kuvvet verdin.

Bununla yetinmedin …

 

Ben ne yapayım şimdi? Şükretsem kafi mi gelir?

Sadece şu nimetler bile var edicinin ne kadar Rahmet, İhsan ve İnayet sahibi olduğunu göstermez mi?

 

Bismillah

Posted in Mana on Nisan 20, 2008 by ferguner

Her işin başında olması gerektiği gibi…