Aşk nedir diye bir arkadaşıma sordum. Gerçekten nedir bunca insanı bu kadar karmaşık duygulara hepseden?
Bana şu cevabı verdi: eğer tanımlanabilecek birşey olsaydı bu zamana kadar tanımlanırdı, eğer formülü denklemi olsa herkes çözerdi. Soruya cevap olmasa da gerçekten de benim açımdan tatmin edici bir cevaptı bu. Peki aşk ne demek?
Bu işi sözlüklere bırakırsak aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, şiddetli sevme manasına gelen arapça kökenli bir kelime olduğunu söylüyorlar bize. Biz aşkın etimolojik durumunu bir kenara bırakalım, bizdeki izlerine bakalım.
* * *
Yanıyorum. Seni her gördüğüm zaman. Yüzümde birden tebessüm beliriyor. Güzelliğin ve zerafetin öyle göz kamaştırıcı ki…
İşte bak üç nokta. Anlatamıyor, ifade edemiyorum içimde kopanları. Keşke ben sen olsam, sen de ben. Tutsam, sarılsam sımsıkı… Gördüğün gibi yine ifade edemiyorum. Sağa bakıyor seni görüyor, sola bakıyor seni görüyorum. Allah’ım ne oluyor, bu ne hal böyle? Ziynetlerini takınmış, fevkalade kokularla başımı döndürüyorsun.
* * *
Yanıyorum. Her gördüğüm zaman yürek denen et parçasının sol yanına doğru, yani tam sol ciğerimin ortasından, sol gögüsümden, tüm vücuduma doğru yayılan bir ürperti tutuyor. Hani su damlası göle düştüğünde hale şeklinde etrafa yayılır. İşte öyle birşey. Tam sol gögüsüme düşüp etrafa yayılıyor. Hemen ardından da o nokta etrafında bir yangın, bir dalgalanma oluyor sanki… Gördüğün gibi yine kelimeler kifayetsiz.
* * *
Yanıyorum. Seni öyle düşündüğüm zamanlar oluyor ki kendimi yerden yere atasım geliyor. Taklalar atasım, yuvarlanasım, haykırasım geliyor. Bir yere çıkıp ‘yangın var’ diye bağırasım, kendimi oracıktan aşağıya bırakasım geliyor.
* * *
Yıkılıyorum. Seni her üzdüğüm zaman.
Her ne kadar senin yumuşak başlı olduğunu bilsem de. Beni süt dökmüş vaziyette görünce dayanamayacağını bilsem de yıkılıyorum. Tüm dünyam yıkılıyor. Yüzüne bakamaz, kapına giremez oluyorum. Ne yapacağımı şaşırıyor, Kendimi toparlayamıyorum. Boynum bükülüyor, ne diyeceğimi bilemiyorum. Üzülmene dayanamıyorum.
Evet ey güzeller güzeli, üzülmene dayanamıyorum, eriyorum…
* * *
Aşık mıyım peki ben? Buna aşk mı denir? Ben hala aşkın ne olduğunu bilmiyorum. Zira gerçek aşkın olduğu yerde ne kin, ne nefret, ne öfke, ne hikmet, ne hilm, ne nefis, ne de şehvet kalır.