Psikiyatri Kimden Yana?
Psikiyatride önleyici ve koruyucu tutumlar gözardı ediliyor. Depresyon ve benzeri psikiyatrik durumların toplumsal kökenleriyle ilgilenme konusunda bir dirençten söz ediliyor. Belki pratik programları yürürlüğe sokmak zor olduğundan, belki de geniş ölçekli sosyal programların önleyici rolü düşünüldüğünde ilaçlara ve psikoterapiye duyulan ihtiyaç azalacağından. İlaç şirketleri depresyonun tedavisinden önemli ölçüde kâr elde ediyorlar ve önleyici tutum, psikiyatri mesleğinin dışında tutuluyor ve bir araştırma konusu yapılmıyor. Bireye be bireyselliğe aşırı vurgu yapan ABD’de bu bir nebze anlaşılabilir, ancak Türkiye gibi toplumsal, politik ve ekonomik etkenlerin birey üzerinde büyük basınç uyguladığı ülkelerde araştırmaların yönü üzerinde düğünülmelidir.
Arthur Kleinman’a göre koruyucu ve önleyici hekimliğe dönük bu engel aynı zamanda psikiyatrinin berisinde gizlendiği bir ideolojinin de ifadesi. Mesleki çıkarlar bilginin üretilmesini, iletilmesini ve dönüştürülmesini etkiliyor. Bu bilgi, akıl hastalığını nasıl anlayıp ona karşı ne yapacağımızı belirleyen profesyonel psikiyatri paradigmasını yapan şeydir. Yani, daha işin başında, psikiyatride bilginin üretilme biçimiyle ilgili bir yan tutma vardır. Bu yan tutuş, hem psikiyatrlara daha fazla ekmek verir, hem de araştırma projelerine ilaç şirketlerinden kaynak akışı sağlar.
***
Ahmet Haşim ‘Melâli anlamayan nesle aşina değiliz’ diyordu. Melâl içe doğru bir yolculuktur ve kişiyi zenginleştirir. Hüzün ve melâli tedavi etseydik, bugün herhalde pek çok edebi şaheseri okuyamazdık.
İnsanın yaşantılarından öğreneceği çok şey vardır. Hüzün bizi iç dünyamızın daha önce keşfetmediğimiz ayrıntılarıyla buluşturabilir. Onu bir misafir gibi kabul etmek gerekir. Misafir size yeni bir dünya getirir ve size birşeyler katarak ayrılır.
Şairin dediği gibi: “Dilde gâm var lütfeyle gelme üsüme ey sürûr / olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne.” Misafire hürmet, geleneğimizin bir parçasıdır. Yaşantılarımıza hürmet etmek de…
–
Kemal Sayar – Hüzün Hastalığı